15 TEMMUZ GAZİLERİ PLATFORMU



- Duyurular

İstanbul Üniversitesi´nde ´Çanakkale’den 15 Temmuz’a´ anma programı

02.05.2018 / 12:19:54
Çanakkale Destanı’nın 103. yıl dönümünde Çanakkale Zaferi ve 15 Temmuz şehitlerini anmak üzere düzenlenen “Çanakkale’den 15 Temmuz’a” Anma Programı, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binasında gerçekleştirildi.


 
Çanakkale Destanı’nın 103'üncü yıl dönümünde Çanakkale Zaferi ve 15 Temmuz şehitlerini anmak üzere düzenlenen 'Çanakkale’den 15 Temmuz’a' anma programı, İstanbul Üniversitesi Rektörlük binasında gerçekleştirildi. Programa İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz, İÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı ve YÖK Üyesi Prof. Dr. Hayati Develi, İÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cezmi Eraslan, 15 Temmuz Gazileri Platformu Başkanı Erol Bulut ve 15 Temmuz Gazisi ve Gazeteci Enes Babacan katıldı. 
 
"Çanakkale ruhu ne demek tüm dünya öğrendi" 
 
İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, programda yaptığı konuşmada 'Çanakkale’den 15 Temmuz’a' ifadesinin ne kadar önemli olduğunun altını çizerek, "Aslında bu program iki büyük olayın ne kadar örtüştüğünü gösteren çok önemli bir toplantı. Çanakkale Savaşı’na baktığımız zaman, bizim için ne büyük bir gurur kaynağı olduğunu ve tüm dünyanın 'Çanakkale Ruhu'nun ne demek olduğunu öğrendiğini görüyoruz. Benzer şekilde baktığımız zaman 15 Temmuz’da da aynı duyguyu görmekteyiz" dedi. 
 
 
15 Temmuz gecesi herkesin ülkesi başta olmak üzere kendi haysiyetini, itibarını, namusunu, kendi gururunu savunduğunun altını çizen İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, "Herkes kendi üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz yerine getirdi. Devletimizin, milletimizin hiç de layık olmadığı bir ihanetle karşı karşıyaydık. İstanbul Üniversitesi olarak 16 Temmuz’un ilk dakikalarında, üniversitemizin sayfasında kendi görüşümüzü yayınladık, bu olayı lanetlediğimizi ve bu olayın asla başarıya ulaşamayacağını dile getirdik. İstanbul Üniversitesi olarak milletin gittiği istikamette giderek kendi üzerimize düşeni yapma gayreti içerisinde olduk. O gecenin büyük şanslarından birisi de Cumhurbaşkanımız gibi ufku açık bir lidere sahip olmamız. O zor şartlarda halka ulaşan ve halka yön veren liderliği olmasa belki bu hareket ülke çapında böylesine hızlı yayılamazdı. Cumhurbaşkanımızın liderliği altında, milletimiz bu hain girişimi duyduğu andan itibaren gereğini yaparak büyük bir birliktelik ruhunu ve belki yeni bir Çanakkale ruhunu ortaya koydu. Bu yönü ile Çanakkale Zaferi ve 15 Temmuz genetik olarak da birbirine çok benzeyen iki olay" ifadelerini kullandı. 
 
 
"Ordumuz Afrin’de dünyayı şaşırtmaya devam ediyor" 
 
Türkiye’nin 15 Temmuz hain darbe girişiminden de büyük bir zaferle çıktığını belirten İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, "Bu olayın ortaya koyduğu sorunlar aşılırken, diğer taraftan da ülkemiz kendi istikametinden dönmeden, hatta hedeflerini daha da büyüterek sonraki ayları geçirdi. Nitekim 2016 yılına baktığımız zaman ekonomik büyümenin önde olduğu, savunma sanayiinde orijinal, yeni gelişmelerin olduğu bir dönem geçirdik. Benzer şekilde üniversitemiz için de 2016 yılı akademik çalışmalarımızı arttırdığımız, araştırma kabiliyetimizi yükselttiğimiz ve ödüller aldığımız başarı dolu bir yıl oldu. Ülkemiz birlikte hareket etmenin nasıl bir güç olacağını gördü. Nitekim ortaya çıkan bu birliktelik ruhu bizi Afrin’e taşıdı. Bugün baktığımız zaman aslında bu olayın üçüncü aşaması Afrin’dir. 15 Temmuz ile beraber ordumuzun artık operasyonel faaliyetini kaybettiği yönündeki bazı beklentilere rağmen ordumuz tüm ağırlıklarından kurtularak Afrin’de dünyayı şaşırtmaya devam ediyor. Başlı başına bir askeri operasyon olmasına rağmen sosyal açıdan da bir operasyon. Mültecilerin ve savaş mağdurlarının taleplerinin yerine getirilmesi, nakillerinin sağlanması, operasyon olduğu bölgelerde sivil kayıpların yok denecek kadar az olması. Bu dünyanın beklediği bir şey değil. Esasında şu anda Afrin’de, 15 Temmuz’da olduğu gibi dünyanın beklemediği hem başarılı bir hareket yöneltilmekte hem de sosyal yönleriyle bir operasyon nasıl gerçekleştirilir dünyaya öğretilmektedir" şeklinde konuştu. 
 
 
"İstanbul Üniversitesi 15 Temmuz’da özgürlüğün fetvası ve öncüsü olmuştur" 
 
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz, 15 Temmuz’un büyük değişimlerin bir göstergesi olduğunu ifade ederek: "Mesela İstanbul Üniversitesi bir zamanlar ihtilalin meşrutiyet fetvası kesilen üniversitemizdi. Bunun altını çizmek durumundayız. 60 İhtilali’ni, 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü hatırlayalım. Eskiden darbe fetvası olan bir üniversitemiz, 15 Temmuz’da özgürlüğün fetvası ve öncüsü olmuştur. İstanbul Üniversitesi hain girişimin hemen hemen ilk saatlerinde bir özgürlük beyannamesinde bulunmuştur. Bunlar gözden kaçırılmaması gereken çok önemli ayrıntılardır. Bir üniversitenin bu dönüşümü de bize toplumsal dönüşüm açısından çok önemli mesajlar veriyor. 15 Temmuz’dan Çanakkale’ye uzanan veya Çanakkale’den 15 Temmuz’a uzanan tarihi süreçte, yani geçmişten bugüne ve bugünden geriye dönüp baktığımızda bir şey görüyoruz. Bu milletin kendisine iyi önderler çıktığı zaman asla teslim olmayacağını ve pes etmeyeceğini görüyoruz". 
 
 
Tarihin aslında bugün olduğunu ve bugünün de aynı zamanda tarihin kendisi olduğunu vurgulayan Dr. Yılmaz, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "Tarihi bir duygu ikliminde, bir ibret ikliminde, bir ders ikliminde iyi öğrenmek gerekiyor. ‘Tarih bugündür ve bugün tarihtir.’ Bu hepimizin idrak etmesi gerektiğine inandığım bir cümledir. O kadar hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşıyoruz ki kendi hayatımızda daha dün yaşadığımız olay çok eski olabiliyor. Aynı zamanda bugün yaşanmışlığın bir tarihi olarak ortaya çıkabiliyor". 
 
 
"Çanakkale’yi Türk milletinin var olma direnişi olarak gördük" 
 
İÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı ve YÖK Üyesi Prof. Dr. Hayati Develi ise panelde gerçekleştirdiği konuşmasında şu ifadelerde bulundu: "Çanakkale’yi Türk milletinin var olma, ayakta kalma, beka savaşı direnişi olarak gördük, böyle anladık. Türk milleti Çanakkale’de uluslararası emperyalizme karşı ciddi bir direniş göstermiş, bütün varlığını ortaya koymuş ve azmiyle, sabrıyla sebaati ile zafere ulaşmıştır". 
 
 
Özünde Çanakkale olan bu toplantının 15 Temmuz’la bağlantılı olarak düzenlenmesinin ayrı bir önemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Develi, "Her ikisi de temelde uluslararası emperyalizmin Türk milletini bu topraklardan söküp atma teşebbüsünden başka bir şey değildir. Her ne kadar çok güçlü bir direniş göstersek bile Osmanlı İmparatorluğu’nun nispeten batı karşısında zayıf olduğu bir dönemde bu emperyalist güçler bizzat kendileri gelerek işi bitirmek istediler. Ancak milletin şanlı direnişiyle geldikleri gibi yüz üstü geri dönüp gittiler. 15 Temmuz biraz daha farklıydı. Bu sefer içerideki bir takım mihrapları kullandılar. Türkiye’yi ele geçirmeye gayret ettiler. Çanakkale Savaşı’nı görmedik onu sadece duyduk; ama 15 Temmuz’u gördük. Bu ülkenin bağrına bir hançer saplanmasına şahitlik etmek bir anlamda bahtsızlıktır; ama o hançeri söküp almak bahtına da bizim neslimiz erişti, hepimiz şahit olduk. Eminim ki bu salonda olan herkes o gece ve sonrasında mücadeleye bir şekilde katıldı ve ona karşı çıktı. O güç büyüyerek düşmanların, hainlerin dışardaki emperyalist güçlerin alt edilmesine vesile oldu. Çanakkale’nin çok ağır bir bedeli oldu. 15 Temmuz’un da ağır bir bedeli oldu ama bunun üstesinden birlik olarak kenetlenerek, kim olduğumuzun farkına vararak aşabildiğimizi düşünüyorum. Bugün kıymetli misafirlerimizle hem Çanakkale’yi yeniden hatırlamak ve Çanakkale şehitlerini yad etmek hem de 15 Temmuz’u yeniden hatırlamak üzerine düşünmek için burada bulunuyoruz" şeklinde konuştu. 
 
 
"Çanakkale Zaferi ve 15 Temmuz millet bilincimizin oluşmasında çok müstesna tezahüllerdir" 
 
İÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cezmi Eraslan ise konuşmasına Çanakkale Zaferi’nin 103'üncü yıldönümünde o varlık mücadelesinde her şeylerini ortaya koyan aziz ecdadımızı rahmetle ve minnetle anarak başladı. Prof. Dr. Eraslan konuşmasında şunları dile getirdi: "Bugün Çanakkale Zaferi’nin bir asır sonrasında herhangi bir gelecek kaygısı düşünmeden kendisini öne atan milletimizin tüm değerlerini, 15 Temmuz’un şehitlerini, gazilerini şükranla yâd ediyorum. Çok özel bir coğrafyadayız. 19'uncu asrın başında ve 2'nci Mahmut döneminde yapılanların 1920’lerde değiştirilmesi sırasında gösterilen tepki bunun çok açık örneği. Aynı şekilde çok açık ortaya konan hedeflerin, ideallerin yaklaşımların da biz yüz sene sonra neredeyse millet tarafından bir yaşam biçimi olarak benimsendiği ve milletimizin fertlerinin hiç tereddüt etmeden o günün ya da bugünün en modern silahlarına karşı yaya olarak mücadeleye kendilerini attıklarını gördük. Bu açıdan hem Çanakkale hem de 15 Temmuz millet bilincimizin oluşmasında çok müstesna tezahüllerdir". 
 
 
Çanakkale’nin milli vasfımızın ve milli birliğimizin ortaya çıkış zeminini hazırlayan en önemli tarihi sahne olduğunu söyleyen Prof. Dr. Eraslan, "Çanakkale dediğimiz zaman belli bir yere kadar bunu sadece Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ile anladık. Ancak biraz arşive baktığımız zaman Çanakkale’yi geçilmez kılan mücadelenin içinde 1877-78 Osmanlı-Rus savaşından itibaren 2'nci Abdülhamid tarafından hazırlanan savunma teşkilatının da çok özel bir yeri olduğunu görüyoruz. Bu savaştan sonra gelecek büyük bir saldırının devleti bitireceği endişesiyle 2'nci Abdülhamid Han hazırlıklara hem İstanbul hem Çanakkale Boğazı için girişmiş ve teşkilatı tamamen çağdaş, modern ve çağın en ileri teşkilatıyla donatmıştır. Teknolojiyi en iyi şekilde takip etmiştir” ifadelerini kullandı. 
 
 
"Türk Milleti tarihte 500 yıl adaletle hükmetmiştir" 
 
15 Temmuz Gazileri Platformu Başkanı Erol Bulut ise "İstanbul Üniversitesi’nin böyle akademik düzeyde bir program yapması beni çok mutlu etti. Çanakkale’den bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün şehitlerimize rahmet diliyorum. Ben de 15 Temmuz’da vurulmuştum, Saraçhane gazisiyim. Türk milleti tarihte 500 yıl adaletle hükmetmiştir. Mazlumlar bundan mutlu olmuşlar; ama zalimler buna karşı gelmişler. Çünkü onların mekanizmalarını bozup, çarklarına çomak sokmuşuz. Sömürgelerini durdurmuşuz" dedi. 
 
 
Bulut, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Bugün biz İHA’larımızı, SİHA’larımızı hatta tanksavarlarımızı üretmemiş olsaydık Afrin’de Amerikalılar kesinlikle bize geçit vermezlerdi. Afrin’de sadece Amerikalıları değil, Alman teknolojisini de görüyoruz. Yıllar öncesinden düzenli bir şekilde hem ordu kurduklarını, hem de düzenli bir şekilde savunma stratejileri geliştirdiklerini görüyoruz. Eğer vatan sevgisi yoksa bütün hidayetler boş kalıyor. Biz yetiştirdiğimiz evlatlarımıza ilmimizi irfanımızı vereceğiz". 
 
 
15 Temmuz Gazisi ve Gazeteci Enes Babacan ise konuşmasında 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını anlattı. Babacan, "Ben Çanakkale’nin anısıyla birlikte büyüdüm. Ben bir Tokatlıyım ve biz 15’likleri acıyla uğurladık. 15 Temmuz’da gazi oldum. Kitap da okusanız, film de seyretseniz, her gün belgesel de çekseniz 15 Temmuz’u yaşamadan anlayamazsınız" ifadelerini kullandı. 
 
 
Panelin sonunda 15 Temmuz Gazileri Platformu Başkanı Erol Bulut, panele katılan konuşmacılara hediye takdim etti. Ardından İÜ Rektörlük Bahçesi’nde Çanakkale kahramanlarının savaş esnasında yedikleri yiyeceklerden oluşan buğday çorbası, üzüm hoşafı ve ekmek ikramlıkları dağıtıldı.